2026 Nafaka Düzenlemesi Gündemde mi? Yeni Taslak Ne Getiriyor?
Boşanma davalarında en çok tartışılan başlıklardan biri yoksulluk nafakası ve özellikle de kamuoyunda “süresiz nafaka” diye bilinen uygulama. 2025 boyunca bu konuda “düzenleme geliyor”, “Meclis’e sunulacak”, “kademeli sistem” gibi haberler sıklaştı. Peki 2026 itibarıyla gerçekten somut bir değişiklik var mı, varsa kimleri nasıl etkileyebilir?

Süresiz nafaka bugün nasıl uygulanıyor?
Önce en kritik noktayı netleştirelim: Türkiye’de yoksulluk nafakasının dayanağı Türk Medeni Kanunu m.175. Maddede, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, şartları varsa “süresiz olarak” nafaka isteyebileceği yazıyor. Resmi Gazete
Bu şu anlama geliyor:
-
Kanunda otomatik bir süre sınırı yok.
-
Nafaka ömür boyu ödenecek diye bir zorunluluk da yok; çünkü nafaka, koşulları oluştuğunda kaldırılabilir veya azaltılabilir/artırılabilir (ör. yoksulluğun kalkması, yeniden evlenme, mali durum değişikliği gibi). Bu çerçeve TMK m.176’da düzenlenir.
Yani tartışma, “nafaka hiç kalkmıyor” değil; esasen süre sınırının kanunda açıkça yer almaması ve bunun bazı dosyalarda öngörülemez/uzun sonuçlara yol açabilmesi.
2026’da nafaka düzenlemesi gündemde mi?
Evet, gündemde olduğuna dair güçlü bir siyasi ve toplumsal tartışma var; ancak “kesinleşmiş bir kanun değişikliği”nden söz etmek için Resmî Gazete’de yayımlanmış bir düzenleme gerekir. Şu aşamada kamuoyuna yansıyan tablo daha çok “çalışma/alternatif model arayışı” ve “Meclis’e gelebilir” çerçevesinde ilerliyor.
Bunu destekleyen iki önemli hat var:
1) Yargı Reformu Stratejisi ve aile hukukuna dair gündem
Adalet Bakanlığı’nın Yargı Reformu Stratejisi başlıkları, aile hukuku alanında da yeni adımların tartışılabildiği bir zemin oluşturuyor. 2025-2029 stratejisinin açıklandığı resmi sayfa bu çerçeveyi teyit ediyor.
2) Basına yansıyan “evlilik süresine göre” model tartışmaları
Basında, “süresiz nafakanın yerine evlilik süresine göre kademeli/süreli nafaka” modellerinin konuşulduğuna dair haberler yer aldı.
Önemli not: Basın haberleri “taslak kesinleşti” anlamına gelmez. Bir düzenleme taslağı konuşulsa bile, Meclis süreci (komisyon-genel kurul), olası değişiklikler ve yürürlük tarihi gibi aşamalar sonucu belirler.
Adalet Bakanlığı / Meclis açıklamaları ne söylüyor?
Kamuoyunda en çok aranan soru şu: “Bakanlık ‘kalkıyor’ dedi mi?”
Basına yansıyan son açıklamalarda, Adalet Bakanı’nın nafaka konusunda alternatif modeller/çalışmalar yürütüldüğünü ifade ettiği; buna karşılık “kaldırıldı/yarın kalkıyor” gibi net bir cümleden ziyade çalışma yürütülüyor vurgusunun öne çıktığı görülüyor.
Meclis tarafında ise, “yargı paketleri/teklifleri” gündemi devam ederken (TBMM haber akışlarında düzenli şekilde duyurular yapılıyor), nafakanın aynı paket içinde olup olmayacağı veya ayrı bir başlık olarak ele alınıp alınmayacağı tartışmaları basına yansıyor.

“Taslak” denince ne anlaşılmalı? Olası modeller neler?
Kamuoyuna yansıyan tartışmaların merkezinde 3 ana senaryo var. Bunlar kesinleşmiş maddeler değil; olası düzenleme yönleri olarak düşünülmeli:
1) Evlilik süresine göre kademeli süre
En çok konuşulan model: Nafaka süresinin, evlilik süresi ve dosyanın koşullarına göre üst sınırlarla belirlenmesi. Bu modelin savunulan avantajı, “çok kısa evlilik + çok uzun nafaka” gibi örneklerde dengenin sağlanması.
2) Toptan ödeme (lump-sum) / karma modelin yaygınlaşması
TMK zaten nafakanın toptan ya da irat biçiminde ödenebileceğini söylüyor.
Yeni yaklaşımlarda, özellikle uzayan ihtilaflarda toptan ödeme veya hibrit çözümler daha fazla teşvik edilebilir (ör. belirli süre + toptan destek gibi).
3) Sosyal destek mekanizmalarıyla entegrasyon
Süre sınırı getirilmesi halinde “nafaka alan taraf yoksullaşır mı?” sorusu doğuyor. Bu yüzden, olası bir değişiklikte devlet destekleri/sosyal politikalarla tamamlayıcı mekanizmalar da tartışma konusu olabiliyor (özellikle çalışamayacak durumda olanlar için).
Kimleri nasıl etkileyebilir?
Düzenleme gelirse etkiler, “nafaka alan” ve “nafaka ödeyen” taraf açısından farklılaşır. En basit çerçeve şöyle:
Nafaka alan taraf için
-
Kısa süreli evliliklerde “ömür boyu gelir” beklentisi azalabilir; ancak bunun yerine geçiş süresi, mesleğe dönüş desteği, toptan ödeme gibi araçlar gündeme gelebilir.
-
Çalışma gücü olmayan, yaşı ileri, sağlık sorunu olan kişilerin korunması için istisna/özel düzenleme ihtimali konuşulur.
Nafaka ödeyen taraf için
-
En büyük beklenti öngörülebilirlik: “Ne kadar süre, hangi koşulda biter?” sorusuna daha net cevap.
-
Ancak düzenleme, “hemen bitti” gibi bir sonuç doğurmayabilir; özellikle kazanılmış haklar / geçiş hükümleri gündeme gelir.
Çocuk nafakası (iştirak nafakası) karıştırılmamalı
Kamuoyundaki tartışmalar çoğunlukla yoksulluk nafakası etrafında. Çocuk için ödenen iştirak nafakası bambaşka bir başlık; çocuğun üstün yararı esas alınır. (Bu ayrım, danışmanlık görüşmelerinde en sık karıştırılan konulardan biri.) Aile hukuku
Anayasa Mahkemesi süreci tartışmayı nasıl etkiliyor?
“Süresiz” ibaresi zaman zaman Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla gündeme geliyor. 2025 tarihli bir AYM kararında, TMK 175’teki “süresiz olarak” ibaresine yönelik itiraz incelenmiş; ancak başvuru, usul/uygulanabilirlik yönünden reddedilmiş (yani kuralın esası iptal edilmemiş).
Bu tür kararlar, “yargı eliyle iptal mi olur, yoksa kanun koyucu mu değiştirir?” tartışmasını canlı tutuyor.
Sonuç: 2026 için doğru beklenti ne olmalı?
-
Bugün itibarıyla yoksulluk nafakasında “süresiz” ibaresi kanunda duruyor ve uygulama buna göre devam ediyor.
-
Bununla birlikte, siyasi gündem ve basına yansıyan çalışma haberleri, 2026’da “evlilik süresine göre kademeli/süreli” modele dönük bir girişimin tekrar Meclis gündemine gelebileceğini gösteriyor.
-
Net tablo, Meclis’e sunulan metin görüldüğünde ve süreç tamamlandığında ortaya çıkar.